-
-
-
Iletisim adresi yakinda guncellenecektir.
Pzt - Cuma: 09:00 - 05:00
Otobüs, minibüs, metro, tramvay, servis veya diğer toplu taşıma araçlarını kullanırken meydana gelen bir trafik kazasında yolcular, çoğu zaman hukuki sürecin kendilerini nasıl etkilediğini tam olarak bilemeyebilir. Özellikle “Ben sürücü değildim, kazada kusurum yok; tazminatı kimden isteyeceğim?” sorusu, toplu taşıma kazalarından sonra en sık karşılaşılan sorulardan biridir.
Toplu taşıma kazalarında yolcunun durumu, kazaya karışan araç sürücülerinin durumundan farklıdır. Yolcu kural olarak aracın sevk ve idaresine katılmaz. Bu nedenle kazanın hangi sürücünün hatası nedeniyle meydana geldiğinin belirlenmesi önemli olmakla birlikte, yolcunun uğradığı bedensel ve ekonomik zararlar açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken haklar ortaya çıkabilir.
Üstelik toplu taşıma kazası denildiğinde yalnızca iki aracın çarpışması düşünülmemelidir. Otobüsün ani fren yapması sonucu yolcunun düşmesi, minibüste meydana gelen yaralanma, servis aracının kaza yapması veya toplu taşıma aracının tek taraflı kazaya karışması da somut olayın özelliklerine göre hukuki sorumluluk doğurabilir.
Bu rehberde toplu taşıma kazalarında yolcuların hakları, tazminat talep edilebilecek zararlar, kusurun yolcunun haklarına etkisi, sigorta süreçleri ve kaza sonrasında yapılması gerekenler ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Toplu taşıma aracında bulunan yolcu ile aracı kullanan sürücünün hukuki konumu aynı değildir. Yolcu, aracın kullanılması veya trafik kurallarına uygun şekilde sevk edilmesi konusunda doğrudan kontrol sahibi değildir. Bu nedenle kazanın meydana gelmesinde sürücüler arasındaki kusur dağılımı belirlenirken yolcunun durumu ayrıca değerlendirilir.
Örneğin bir belediye otobüsünde seyahat eden yolcunun bulunduğu aracın başka bir araçla çarpıştığını düşünelim. Kazada otobüs sürücüsünün, diğer araç sürücüsünün veya her ikisinin de kusuru bulunabilir. Yolcunun uğradığı zarar bakımından ise kazanın oluş şekli, taşıma ilişkisi, işletenlerin sorumluluğu ve mevcut sigorta güvenceleri birlikte incelenmelidir.
Toplu taşıma kazalarında sorumluluk yalnızca aracı kullanan sürücüyle de sınırlı olmayabilir. Somut olayın özelliklerine göre aracın işleteni, taşıma hizmetini gerçekleştiren kişi veya kuruluş, sigorta şirketleri ve kazaya karışan diğer aracın sorumluları hukuki sürecin tarafı hâline gelebilir.
Bu nedenle toplu taşıma kazasında yaralanan bir yolcunun yalnızca “Hangi sürücü kusurlu?” sorusuna odaklanması yeterli değildir. Zararın hangi hukuki sorumluluk kapsamında ve kimlerden talep edilebileceğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Toplu taşıma kazasında yolcunun yaralanması hâlinde talep edilebilecek zararlar, yaralanmanın niteliğine ve kazanın kişi üzerindeki ekonomik etkilerine göre değişebilir.
Yaralanma nedeniyle çalışma hayatından geçici olarak uzak kalınması, gelir kaybına neden olabilir. Yaralanmanın kalıcı bir etki bırakması hâlinde ise çalışma gücü ve ekonomik gelecek üzerindeki sonuçlar daha kapsamlı bir tazminat değerlendirmesini gerektirebilir. Bu noktada kişinin yaşı, geliri, mesleği, yaralanmanın niteliği ve sağlık durumundaki kalıcı etkiler gibi birçok unsur önem kazanır.
Kaza nedeniyle yapılan ve hukuken talep edilebilir nitelikteki bazı giderler de maddi zarar hesabında gündeme gelebilir. Tedavi sürecine ilişkin belgeler, sağlık raporları, faturalar ve diğer kayıtlar bu nedenle saklanmalıdır.
Kazanın kişide yarattığı bedensel acı ve manevi etkiler nedeniyle şartların oluşması hâlinde manevi tazminat talebi de söz konusu olabilir. Manevi tazminat ile sigorta kapsamında talep edilebilecek maddi zararlar ise birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Yaralanmanın kalıcı sonuç doğurduğu durumlarda sürekli iş göremezlik veya çalışma gücü kaybından kaynaklanan zararlar özellikle önem kazanır. Bu tür dosyalarda sağlık raporları ve aktüeryal hesaplamalar tazminat miktarının belirlenmesinde önemli rol oynayabilir.
Toplu taşıma kazasının ölümle sonuçlanması hâlinde, hayatını kaybeden kişinin yakınları açısından farklı tazminat hakları gündeme gelebilir.
Bunların başında destekten yoksun kalma tazminatı gelir. Bir kişinin ölümü nedeniyle onun ekonomik desteğinden mahrum kalan kişiler, gerekli şartların bulunması hâlinde uğradıkları ekonomik kaybın karşılanmasını talep edebilir.
Burada yalnızca mirasçılık sıfatına bakılması yeterli değildir. Destekten yoksun kalma tazminatı bakımından, hayatını kaybeden kişinin sağlığında kime fiilen veya muhtemel olarak destek sağladığı ayrıca önem taşır.
Ölüm nedeniyle ortaya çıkan bazı cenaze ve defin giderleri de somut olayın koşullarına göre maddi zarar kapsamında değerlendirilebilir. Bunun yanında yakınların yaşadığı acı ve elem nedeniyle gerekli hukuki şartların bulunması hâlinde manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir.
Ölümlü kazalarda zarar kalemlerinin ve sorumluların doğru belirlenmesi özellikle önemlidir. Çünkü aynı olayda taşıyıcı, işleten, sürücü, diğer araç sürücüsü ve farklı sigorta güvenceleri bakımından ayrı değerlendirmeler yapılması gerekebilir.
Toplu taşıma aracında yolcu olmak, kişinin hiçbir durumda kusurlu sayılamayacağı anlamına gelmez. Ancak yolcunun kusuru ile kazaya neden olan sürücünün trafik kusuru aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Örneğin yolcunun kendi güvenliğine ilişkin açık kurallara aykırı davranması ve bu davranışın meydana gelen zararın artmasına doğrudan etkisinin bulunması hâlinde müterafik kusur tartışması gündeme gelebilir. Böyle bir değerlendirme, her olayın kendi şartlarına göre yapılmalıdır.
Buna karşılık yolcunun yalnızca kazaya karışan araçta bulunması, sürücünün trafik ihlalinden sorumlu tutulması için yeterli değildir. Sürücülerin kusur oranı ile yolcunun kendi zararına etkisi birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.
Bu ayrım özellikle tazminat hesabında önemlidir. Yolcu açısından kusur değerlendirmesi yapılacaksa, hangi davranışın zararın meydana gelmesine veya artmasına ne ölçüde katkıda bulunduğunun somut olarak ortaya konulması gerekir.
Toplu taşıma kazalarında tazminat sürecinin önemli bölümlerinden birini sigorta başvuruları oluşturur. Ancak hangi sigorta güvencesinin devreye gireceği, kullanılan aracın türüne ve kazanın meydana geliş şekline göre değişebilir.
Zorunlu trafik sigortası, kazadan zarar gören üçüncü kişilerin belirli zararlarının poliçe ve mevzuatta öngörülen limitler çerçevesinde karşılanmasında önemli bir güvence sağlar. Bunun yanında aracın niteliğine göre zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası veya farklı sigorta güvencelerinin bulunup bulunmadığının da araştırılması gerekebilir.
Birden fazla aracın karıştığı kazalarda ise sorumluluk daha karmaşık hâle gelebilir. Örneğin yolcunun bulunduğu otobüs ile başka bir aracın çarpışması durumunda her iki sürücünün kusur durumu ve ilgili sigorta şirketlerinin sorumlulukları birlikte değerlendirilebilir.
Sigorta şirketine yapılacak başvuruda kaza belgeleri, sağlık raporları, tedavi kayıtları ve talep edilen zarar türüne göre diğer belgeler önem taşır. Başvurunun eksik hazırlanması, tazminat değerlendirmesinin uzamasına veya talebin eksik değerlendirilmesine yol açabilir.
Sigorta şirketinin başvuruyu reddetmesi veya gerçek zarardan daha düşük ödeme yapıldığının düşünülmesi hâlinde ise uyuşmazlığın niteliğine göre Sigorta Tahkim Komisyonu veya yargı yoluna başvurulması gündeme gelebilir.
Kazanın ardından ilk öncelik her zaman sağlık ve can güvenliği olmalıdır. Yaralanma varsa veya yaralanmadan şüphe ediliyorsa sağlık ekiplerinden yardım istenmeli ve tıbbi kontrol ihmal edilmemelidir. İlk anda ağrı hissedilmemesi, herhangi bir yaralanma olmadığı anlamına gelmeyebilir.
Mümkünse olay yerinin, toplu taşıma aracının, plakanın, kazaya karışan diğer araçların ve çevrenin fotoğrafları çekilmelidir. Araç içerisindeki veya çevredeki kamera kayıtlarının varlığı da araştırılabilir. Özellikle otobüs ve servis araçlarında bulunan kamera kayıtları, kazanın ve yolcunun yaralanma biçiminin belirlenmesinde önemli olabilir.
Sağlık kuruluşunda oluşturulan kayıtların yanı sıra reçeteler, raporlar, faturalar ve çalışma hayatındaki kaybı gösterebilecek belgeler de muhafaza edilmelidir.
Yolcunun toplu taşıma aracında bulunduğunu gösteren kayıtların korunması da faydalıdır. Elektronik ulaşım kartı hareketleri, bilet, rezervasyon veya benzeri kayıtlar somut olayın niteliğine göre yolculuğun ispatında kullanılabilir.
Özellikle ciddi yaralanmalı veya ölümlü kazalarda, herhangi bir ödeme veya uzlaşma belgesi imzalanmadan önce belgenin hukuki sonuçlarının değerlendirilmesi önemlidir.
Toplu taşıma kazasında yolcu olmak, tazminat talep edilemeyeceği anlamına gelmez. Aksine yolcunun aracın kullanımında doğrudan rolünün bulunmaması nedeniyle kazanın sorumluları, taşıma ilişkisi ve sigorta güvenceleri ayrı ayrı değerlendirilerek önemli haklar ortaya çıkabilir.
Ancak bu hakların kapsamı her kazada aynı değildir. Belediye otobüsünde meydana gelen bir kaza ile şehirlerarası otobüs kazası, servis kazası veya minibüste ani fren nedeniyle gerçekleşen yaralanma hukuki açıdan farklı özellikler taşıyabilir. Bu nedenle tazminat sürecinin olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Kaza sonrasında sağlık kayıtlarının oluşturulması, delillerin korunması ve sigorta başvurularının doğru hazırlanması, ileride yaşanabilecek hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir. Özellikle kalıcı yaralanma veya ölüm bulunan kazalarda zarar kalemlerinin tamamının belirlenmesi ve sorumluların doğru tespit edilmesi daha da kritik hâle gelir.
KazaGecirdim.com.tr olarak toplu taşıma ve trafik kazalarından kaynaklanan tazminat süreçleri, sigorta uyuşmazlıkları, sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma ve maddi-manevi tazminat talepleri konusunda hukuki danışmanlık sunuyoruz. Toplu taşıma kazasında yolcu olarak yaralandıysanız veya bir yakınınızı kaybettiyseniz, olayın koşullarına göre sahip olduğunuz hakların değerlendirilmesi için hukuki destek alabilirsiniz.
İlk Yorumu Siz Yapın!
0 Yorum Yapıldı!